anadolu kasko sigorta ve balkanlar konumuz
Karadağlılar kısa süre sonra zayıflayarak geri çekilmişler, Bizg. miyet kuramamış, Macarlar ise Bosna'ya nüfuz edememişlerdir, Hırvatistan bir antlaşma ile Macaristan'a katıldı ve ortak bir devlen ^ Bosna'nın bundan sonraki tarihi büyük ölçüde Macar tarihiyle ilintiij(|j bölgelerini geleneksel olarak kendi mirasında kabul eden Bizans bua„/‘ tanımamış, Batı Balkanları almak için Macarlara savaş açmıştın Bosnalj' ri bu dönemde Macar müttefiki olarak görüyoruz. Uzun süren savaşlarg*"'^ üstünlüğü ile sona ermiş, 1166-1167'de Bosna ve Sırbistan'ın yanmdj^ bölgesi olan Dalmaçya da Bizans idaresine geçmiştir. İsmini kesin olataj(| miz ilk Bosna banı, ülkesini başarılı olarak savunmasına rağmen sonunda, lip Macaristan’a sığınan Boric'tir.Bizans idaresinde Bosna'nın özerk kaldığı anlaşılıyor. Efsanevi I bu dönemde Bizans'a bağlı olarak tahta oturmuştur. Ancak : onu tekrar Macar taraftarı olarak görüyoruz. Bu taraftarlık sayesinde Bosm rakları batıda Vrbas'ı aşarak Sana nehri boylarına ulaşmış, kuzeydeki Mas layetleri Soli (Tuzla yöresi] ve Usora da (şimdiki Maglaj çevresi] kendisine^ ye edilmiştir. İstikrar ortamında ülke kısa zamanda zenginleşmiş, tanm,liıı ve madencilik büyük servet getirmiş, halkın refahını anlatan atasözleri^ müze kadar ulaşmıştır. Öyle ki. Papalık ondan kilise için para bilericaeöı^ Bu dönemde Kulin'in saygı gören bir Katolik önder olduğu anlaşılıyor, Kâ; döneminin bir başka özelliği, Bosna'nın siyasi seviyede BogomillikiletanijE dır. 9. yy'dan beri Balkanlarda görülen ve İran asıllı olduğu düşünülen kin yönetiminin son yıllarına doğru Kulin Ban ve önde gelen BosnalIlar tarafiıt da benimsenmiştir. Anlaşılan o döneme kadar halk katında yaygın kakf müştür. Sırp kralının Karadağ'a prens olarak atadığı oğlu Vukan’ınbunuPa[t ihbar etmesiyle de (1199] Haçlı baskıları dönemi başlamıştır. Papalıkbunıı; hal Macar kralına bildirmiş ve çözmesini istemiştir. Burada siyasi bir oyıuı« ve anlaşılan Bogomillik ne Karadağlıların, ne de Macarların umurundad| Babası tarafından Sırp tahtına aday gösterilmeyen Vukan'm gözü Bosnatalı& idi. Durumun farkında olan Sırp kralı Stefan’ın Kulin’i desteklemesiyle, cevap olarak Karadağ'a saldırdı.
Aslında Haçlı seferleri konusunda hep isteksiz davranan Macarlar dat*^ pek önemsemiyorlardı. Bu günlerde İslam dünyasına karşı hazırlanan seferi ilginç olmuştur. İlk olarak Macaristan'a bağlı Hırvat sahil kenti işgal etmişler, ardından da Müslümanların değil Bizans'ın üzerine yürü!*
BALKANLAR EL KİTABİ 1159
1204'te İstanbul’u ele geçirmişlerdir. Bu durum Bosna'yı rahatlattı. Kurnaz bir siyasi olan Kulin, Papa’ya haber göndererek yeniden Katolik olduğunu ilan etti. Bu bir kandırmaca idi. Zira Bosnalılar kısa süre sonra ulusal bir kurultay toplamışlar ve inançlarını koruma konusunda karar almışlardı.
1203 yılında Kulin öldü ve yerine Stjepan Kotroman geçti. Bosna hanedanı bundan sonra ismini ondan almış ve Kotromani^ sülalesi olarak bilinmiştir. Stjepan’ın da Bogomilliği savunduğu anlaşılıyor. Aynı yıllarda Sırp kilisesinin Roma’dan kesin olarak kopuşu ve işleri çok olan Macarların Bogomillikle uğraşmamaları sayesinde Papalık sürekli olarak şikayet etmek dışında bir şey yapamamıştır. Üstelik bu din Macar idaresindeki bölgelerde, Sava nehrinin her iki boyunda da yayılmıştır. Öte yandan, Stjepan’ın Katoliklere taviz verdiği için tahttan indirildiği söylenir. Yerine Matej Ninoslav geçti. Göstermelik olarak Katolikliği kabul eden Ninoslav, Bogomillikle mücadele için ülkeye gönderilen Dominik tarikatından rahiplerin başarısızlığını gülerek izlemiştir. Gerçekte ise Bogomil inancını sürdürmüştür. Katolik Bosna kilisesinin Dubrovnik’e bağlı oluşu, Dubrovniklilerin ise ticari çıkarları açısından Bosna'da dini gerilim istemeyişleri ve Bogomillerle iyi geçinmeleri bu başarısızlığın sebeplerinden biridir. Nitekim Papalık durumu fark etmiş, Bosna bir süre sonra Macaristan’daki Kalocs başpiskoposluğuna bağlanmıştır.
Durum Macarlar açısından siyasi bir getiriye dönüşünce ilk Haçlı seferi gerçekleşti. Buna göre, Hırvat bölgesini yöneten Macar kralının oğlu Koloman, Bogomilliği ezdiği takdirde Bosna’nın sahibi olacaktı. 1235’de başlayan savaş üç yıl sürdü. Sonucun Bosna’da Katolikliği tümden silmekten başka bir şey getirmediği görüldü. Zira Katolik derebeyleri vatan haini sayılmışlar, kaçabilenler canını kurtarmıştır. Savaştan büyük itibar kazanarak çıkan Bosna, ileri giderek Katolik Dubrovnik’i kendi himayesine almıştır. Bu durum Dubrovniklilerin parayı dine tercih edişi hakkındaki rivayetlerin gerçekliğini gösterir. 1241’de Mcaristan’ın Moğol istilasına uğraması Bosna’nın işini daha da kolaylaştırdı. Macaristan’a bağlı olan Splitliler isyan edip Ninoslav’dan yardım istediler. Buna olumlu cevap veren Bosna banı, daha da ileri giderek diğer bir Dalmaçya kenti olan Trogir’i işgal etti ve kendi yöneticisini atadı.
Macarlar toparlandıktan sonra bütün bunların hesabını sormak için büyük bir hazırlık yaptılar. Bunu göğüsleyemeyeceğini anlayan Ninoslav, yine göstermelik olarak Katolikliğe geçti ve ülkede bu dini serbest bıraktı. Katoliklerin çalışmaları o kadar semeresiz kaldı ki, halktan destek bulamayan Bosna kilisesi sürekli dışarıdan akan paralarla da çok fazla idare edemedi. Sonunda Bosna dışına Sava’nın kuzeyindeki Djakova kentine taşındı. Bu, Katoliklerin pes etmesi demekti.
Ancak güçlü Ninoslav'ın muhtemelen 1249'daki ölümüyle ü|l galan başladı. Macar ve Hırvat orduları 1253'te ülkeye girerek Prijezda'yı tahta geçirdiler. Bundan sonra Bosna, Macaristan'ın bir?' hareket etmiştir. Kuzeydeki Soli ve Usora bölgeleri Macarlarca v
dönemde biri Kosova merkezli, diğeri ise Belgrat yakınındaki Braniç^^, li iki Sırp krallığı vardı. Bu ikinci krallık Macar himayesindeydi. Maca'^' ve Usora’yı kuzey kralı Stepan Dragutin'e bağışladı. Bu bölgelerde Bo karşı şiddetli bir sindirme başladı. Prijezda'nın oğlu Stjepan, Sırp kra^ evlendi. Böylece Nemanjic ve Kotromanic aileleri arasında akrabalıkit^ı^
Bosna açısından Stjepan dönemi de çok sıkıntılı geçti. Sırp ve Macar^j had safhadaydı. İktisadi hayat durmuştu. Bosnahlar sapkınlık suçlamasıyla lanıyor, köle olarak batıda satılıyordu. Stjepan'ın müdahaleleri işeyaıaa, Ancak halkın inatla dinini savunduğu görülüyor. O derece ki, Sırploa)|J Dragutin Dominikçilerin başarısız olduğunu öne sürerek, Papalıktan Fransiskan tarikatı mensuplarını göndermesini istedi. 1291'deki papai,], rıyla, varlıklarını günümüzde hâlâ sürdüren Fransiskanlar ülkeye ginjj. Bunlar halka daha yumuşak ve güler yüzlü davranıyorlardı. Bunun görülmüş, Bogomiller ciddi oranda Katolikleştirilmiştir.
Bu arada Macar devletinin iç çekişmelerle zayıflaması yerel güçlerin» şineyol açmıştı. Bunlardan biri olan Hırvat Subic ailesi tüm Dalmaga'dalj buyruk hale geldiği gibi, Bosna'ya da göz dikti. Pavao Subic kardeşi Mladetj orduyla buraya gönderdi. Uzun süredir Macar ve Sırp baskısı altında zayi Bosna güçleri, ülkeye saldıran Hırvatlar karşısında başarılı olamadı veD® kadar çekildiler. Ancak en sonunda, 1304 yılında Mladen Boşnaklarcaöldiııi Bunun ardından Ban Stjepan Kotromanic de öldü.
Pavao Subic bu kez kendi oğlu Mladen'i Bosna'ya gönderdi. Bosna li ise Stjepan'ın oğlu 2. Stjepan geçmişti. Bu iki gencin iyi geçinmeye başladif! rülüyor. Bosna banının bu esnada yavaş yavaş iktidarı eline aldığı görülivt 1320'lerdeki kilise kayıtlan ülkede Hıristiyanlığın perişan olduğunu,sapkııtl büyük güç kazandığını yazar. Macar tahtının Norman Anjou sülalesinegep ve iç kavgaların sona ermesinin ardından, derebeyleri bir bir ortadan katı ya başladı. Bu havadan faydalanan 2. Stjepan, Bosna içinde mücadeleye buji* Subicler desteklerini kaybederek çekildiler. Normanlar da onları Splityal^ da ağır bir yenilgiye uğrattılar. Böylece 1322'de Bosna yeniden tambaj®^ hale geldi. Ülkeye itibarını yeniden kazandıran 2. Stjepan, ardından yayıfe' siyasetlere girdi. Batıda Bosna Krayina’sını, Dalmaçya'ya komşu jupanlıl^ Hersek’in tamamını ve Karadağ'ın kimi iç bölgelerini alarak ülkeyi iki*®'
fazla genişletti. Bosna artık sahile de çıkmış ve ticari ortak Dubrovnikik^
daş olmuştu. Ardından Subic döneminin öcünü alırcasına Dalmaçyanw işlerine karışmaya ve kendi taraftarlarını iktidara getirmeye başladı. He e
iyice büyüten Stjepan, Dalmaçya’daki kimi adaları Venediklilerden almak için Dubrovnik’ten gemi isteyince, bu geleneksel dost ile arası açıldı ve taraflar savaşa tutuştular. Bosna’nın gücünü anlayan Dubrovnik, barış için çok uğraştı. Anjou sülalesiyle en baştan kurulan dostluk ve ardından gelen akrabalık, Bosna’yı bu yönden korumuştur. Bu dönemde Sırbistan tarihinin en parlak dönemini yaşıyordu. Ancak Kral Dusan’ın hep doğuya dönük çalışması ve Bizans’ı ele geçirmek istemesi, batı yönündeki faaliyetlerini azalttı. Hersek’i geri almak için Bosna’yla savaştıysa da başarılı olamadı.
2. Stjepan dönemindeki fetihlerin bir de önemli bir toplumsal sonucu oldu. Yüzyıllar boyunca Sırbistan’a bağlı olan Hersek’in alınmasıyla. Doğu Hersek’te biriken Ortodoks nüfus da Bosna idaresine girmiş, böylece Bosna bu din ile de tanışmış oldu. Ancak bölgenin orta kesimlerinde Bogomillik son derece güçlü idi. Zaten bir süre sonra buradaki Ortodoks piskoposluğu Sancak’a taşınacaktır. Bunun yanında, iktisadi toparlanma ve güçlenme görülmüş, ilk kez bu dönemde Bosna kendi parasını bastırmıştır. Güçlü bir idare kuran 2. Stjepan, öte yandan derebeyleri sınıfının güçlenmesinin yolunu açarak Bosna’nın yumuşak karnını oluşturmuştur.
1353’te 2. Stjepan, 1355’te Dusan öldü. Bu güçlü yöneticilerin arkalarında aslında ne kadar zayıf siyasal yapılar bıraktıkları bundan sonra görüldü. Sırbistan kısa sürede parçalandı. Bosna’nın parçalanmasını ise varislerin olmaması sağladı. Tvrtko Bosna tahtına geçtiğinde 15 yaşındaydı; ülkeyi Subic asıllı annesi jelena yönetti. Macarların Venediklilerle kıyasıya bir savaşa girmeleri ve Sırbistan’ın parçalanması ülkeyi rahatlattı; öte yandan da genç Tvrtko’nun idareyi öğrenmesine fırsat sağladı.
Nitekim, Venediklileri Dalmaçya’dan kovan Macarlar Bosna ile uğraşmakta gecikmedi. Papalığın da kışkırtmasıyla Lajos hem Katolikliği tanımayan Sırplara, hem de 'sapık’ Boşnaklara karşı bir Haçlı seferi hazırladı. Bir Macar ordusu kuzeyden Tuzla üzerine yürürken, esas ordu bizzat Kral Lajos’un komutasında Krayina’dan ülkeye girdi. Tvrtko iki orduyu birden hezimete uğrattı. O güne kadar yenilgi yüzü görmemiş Lajos’un ordusunda Jajce kalesi önlerinde öyle bir bozgun yaşandı ki, kargaşada devletin mührü bile kayboldu (1363]. Çaresiz kalan Macarlar, Tvrtko’nun kardeşi Vukic’i destekleyip ayaklandırdılar; derebeylerinin önemli bir kısmının onu desteklemesi Tvrtko’yu zordu bıraktı. Bunun üzerine Macarlarla anlaşmak zorunda kaldı (1366).anadolu kasko sigorta
