anadolu kasko sigorta ve balkanlar konu

anadolu kasko sigorta ve balkanlar konu 

Karadağ tahtına Stefanica’dan sonra yerine oğlu Ivan (1465-1490) geçmiştir. Hemen Venediklilere saldırıp ülkesinden atmak isteyen Ivan, stratejik hatasını anlayarak, ülkesini kaybeden ve Venediklilere sığınan Hersekli Kosaca’nın arabuluculuğuyla tekrar Türklere karşı onlarla ittifak yapmıştır. Bundan sonra Karadağ’ın Türklerle ilişkisi tamamen Venedik-Osmanlı ilişkilerinin
gölgesinde gelişmiştir. Türkler ile Venedikliler savaş halinde iken Karadağ'da da savaş çıkıyor, veya Fatih’in zamanında Sırp despotuna ait bazı kaleleri istemesinde olduğu gibi, Venedik Karadağ’ın koruyucusu olarak işin içine giriyordu. Her halükarda Karadağ, OsmanlIlara haraç veren ve sultanın yüksek hakimiyetini tanıyan bir konumda bulunmuştur. 1470’li yıllar Türkler için Arnavutluk ve Karadağ’daki Venedik hakimiyetinde bulunan şehirleri almakla geçmiştir. Türk öfkesinden Crnojevic arazisi de nasibini almış, başta anayurtları ve başkentleri Zabljak olarak kimi şehirler Osmanlı yönetimine girmiştir. Bunun üzerine Ivan başkentini kuzeye, dağlık kesime taşımış ve Dolac’ta başkentini kurmuştur. Burası halen Karadağ’ın kültürel ve manevi başkenti olan Cetinje’dir. Venedik’in barış yapmasıyla savaş Türklerle Karadağlılar arasında sürmüş, 1478’de Ivan kaçmak zorunda kalmıştır. Onun İtalya’daki faaliyetleri Türklerle barışı bozmak istemeyen Venediklileri endişelendirmiş, kendisini Fatih’e şikayet etmişlerdir.
Fatih’in ölümü hem Karadağ’ı, hem de Arnavutluk’u rahatlatmıştır. 2. Bayezıd ile birlikte Osmanlı fetihlerinin yavaşlaması ve başka meselelerin öne çıkmasıyla, Ivan Crnojevic, Arnavutluk’taki İskender Bey’in oğlu Leke Dukagjin’in de yardımlarıyla kısa zamanda ülkesinde yeniden hakim olmuştur. 1482 yılında yapılan anlaşma ile Bayezıd, Ivan’ı Karadağ hakimi olarak tanımış, o da haraç vermeyi kabul etmiştir. Bayezıd-Ivan döneminde Osmanh-Karadağ ilişkileri genellikle barışçıl temelde olmuştur. Hatta 1490 yılında Venedikliler ile Karadağlılar savaşa tutuşunca, Türkler işe karışmış ve barışı sağlamıştır. Barış ortamından istifade
ne padişahın onayı ile kardeşi Stefan geçmiş, ancak iki yıl sonra ülke tamamen OsmanlI yönetimine alınmış ve merkezden yönetilmeye başlanmıştır. Böylece 1498'de Crnojevic hanedanı son bulmuş ve Osmanlı hakimiyeti başlamıştır.
Historija Narada Jugoslavije, C.l, Zagreb - Beograd, 1953.
İmamovic, Mustafa, Historija Bosnjaka, Sarajevo, 1997.
İnbaşı, Mehmet, "Balkanlarda Osmanlı Hakimiyeti ve İskan Siyaseti", Türkler, C.9, Ankara, 2002,154-164.
Istorija Crne Göre, C.l, Titograd, 1967.
Istorija Srpskog Narada, C.l, Beograd, 1981.
Miroğlu, İsmet, “Fetret Devri", Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, C.IO, İstanbul, 1992, s.267-280.
Ostrogorsky, George, Bizans Devleti Tarihi, çev. Fikret Işıltan, 4. Baskı, Ankara, 1995.
Rovinski, Crna Gora u Proslosti i Sadasnosti, Cetinje, 1993.
Szâdeczky-Kardoss, Samuel, "Avarlar", çev. Ruşen Sezer, Erken İç Asya Tarihi, s.283-310.
Trnavci, Halit, "Kosovo and the Canon of Leke Dukagjini" Kosovo. Past and Preseni, yay. Ranko Petkovic, Belgrade, tarihsiz, s.208-220.
Varlık, M. Çetin, "Kuruluştan Fetret Devrine Kadar Osmanlı Siyasi Tarihi", Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, C.IO, İstanbul, 1992, s.134-166.
ORTAÇAĞ BOSNA DEVLETİ
Doç. Dr. Osman Karatay Ege Üniversitesi
Bosna’nın önce kendine has bir jeokültürel yapı, ardından ülke, ardından da devlet haline gelmesini sağlayan en önemli ekten kuşkusuz coğrafi konumudur. Bosna etrafına göre oldukça yüksek ve dağlık bir ülkedir. Bu yönüyle kesin hatlarla kuzey ve doğusundaki geniş Orta Avrupa düzlüklerinden ayrılır. Üstelik iki büyük ırmak. Sava ve Drina bu iki yönden onun kesin sınırlarını çizer. Aynı şekilde Dalmaçya düzlüğü ile Bosna’nın sınırını denize paralel uzanan sıradağlar belirler. Bu dağlık yapı güneye doğru uzanır ve Bosna’yı aşıp Sancak ve Karadağ’a gider. Ülke bu yönüyle tabii olarak korunmuş bir yapı arz eder. Hemen bitişikteki Orta Tuna boyları doğudan gelen göçebe istilacı güçlerin Avrupa’daki son duraklan, aynı zamanda yerleşim bölgeleridir. Gerek bunlar, gerekse kuzeyden gelen yerli Avrupahlar için Bosna yorucu bir bölge olagelmiştir. Bu yüzden kuzeyden gelen kafileler ikiye ayrılır, birisi Dalmaçya’ya gider, diğeri Sırbistan içlerine doğru ilerler. Büyük Sava'yn aşıp Bosna’ya kuzeyden girenler ise ovalık bölge bittikten sonra fazla İlerleyemez. Aynı şey doğu ve batı yönleri için de geçerlidir. Bu durum, beşeri, siyasi ve askeri hareketlenme anlamında çok işlek bir bölgede olmasına rağmen, Bosna’nın dışardan çok fazla işgale uğramamasına yardımcı olmuştur. İşgaller siyasi sonuçlar getirse de, etnik sarsıntılar nadir görülmüştür. Bosna jeopolitik olarak Balkanların kuzey sınırındadır. Bir serhat bölgesi olmasına rağmen, onca olaylar kalabalığında bu şekilde korunaklı olması, belirttiğimiz gibi zaman içinde kendi siyasi kültürünü geliştirmesini sağlamıştır. Bu ise etnik kimliklenme ile başabaş gitmiştir.
Bosna'nın eski ahalisinin zamanında ne ölçüde Latinleştiği hakkında verilerimiz yoktur. Slav istilaları çağında bunlardan dağlık bölgelere çekilenler özellikle Krayina, Doğu Hersek ve İç Doğu Bosna bölgelerinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Geç Ortaçağ'da bunlara (//ahlar (yerel dilde Vlah) denir. Makedonya, Epir veya Eflak'taki Ulahlarla karşılaştırarak bunların da bir Latin dili konuş-anadolu kasko sigorta