anadolu kasko sigorta ve balkanlar bilgileri
Nemanja hanedanı zamanında Karadağ adeta Sırp krallarının yetişme merkezi idi ve OsmanlI’daki şehzade sancaklarına benziyordu. Burada yönetici olarak bulunan ve babalarının adına ülkeyi yöneten prensler, daha sonra Ras (Bugün Sancak’m başkenti Yeni Pazar’ın 25 km. kuzeyinde bir kasaba] kentine gidiyor ve kral oluyorlardı. Vukan, babası Nemanya’nın 1199’da ölümü üzerine, yerini alan kardeşi Stefan ile iktidar mücadelesine girmiş, Sırp devleti bir süre ikisi arasındaki hakimiyet mücadelesine sahne olmuştur. İki kardeş daha sonra, üçüncü kardeş Sava’nın gayretleriyle barışmışlardır. Vukan’ın Karadağ’a dönmediği biliniyor, ancak oğulları ülkeyi yönetmeye devam etmiştir. Daha sonra bir imparatorluk kurarak çar sanını alan Dusan da veliahtlık zamanında 1321-1331 arasında Karadağ’ı yönetmiştir.Nemanjicler zamanında bütün Sırp arazisi gibi, Karadağ’a da kralların davetiyle Saksonyalı madenciler gelmiş, burada hem eski madenler yeniden işlenmeye başlamış, hem de yenileri bulunmuştur. Sırp yüksek idaresini tanımakla birlikte, özellikle tüccar sahil kentleri (Kotor, Bar, Ulçin, Budva) gittikçe artan bir özerklik kazanmışlar, Venedik ve onun yönetimindeki
de iyi geçinmiştir. 1389'da Bosna Kralı Tvrtko ile birlikte Sırbistan’ı Türklerden korumak için Kosova’da Sırp Kralı Lazar Hrebeljanovic’le birlikte ünlü meydan savaşına katılmıştır.
Kosova’daki kesin Türk üstünlüğünün ardından iki ateş arasında kalan Karadağ, Osmanlı ve Venedik devletleri arasında diplomasi yürütmeye başlamıştır. İki tarafa da Işkodra’yı sununca Osmanlı ve Venedik devletleri bu şehir için savaşmaya başlamış, yenişemeyen iki büyük güç Işkodra’yı tarafsız kalan Djuradj'a terk etmiştir.
2. Djuradj, Macarlar ile Venedikliler arasındaki savaşta da aynı siyaseti takip etmiş ve galip gelen Macarlar Aşağı Dalmaçya'daki iki büyük ada Hvar ve Korcula'yı Karadağlılara terk etmişlerdir. Djuradj, Macar kralından aynı zamanda 'Arnavutların Prensi' unvanını almıştır. Ancak onun bu siyaseti nihayetinde jşkodra'da Türk hakimiyetinin yerleşmesini ve Türklere vergi verilmesini engelleyememiş, önemli sahil kentleri de Venediklilerde kalmıştır. 1396 Niğbolu savaşından sonra Türklerin Balkanlardaki konumu daha da güçlenmiş, buna karşılık mağlup Macaristan’ın içten zayıflamasıyla küçük Balkan devletçikleri tamamen Türklerle baş başa kalmıştır.
1402 yılında bir Osmanlı akıncı birliği ve OsmanlIları tutan Sırp prensi Djuradj Brankovic’in güçleri Kosova’da Gracanica yakınlarında Karadağ Kralı 2. Djuradj ile diğer bir Sırp prensi Stefan Lazarevic’in güçlerine yenildi. Ancak Karadağ kralı bu savaşta aldığı yaraların tesiriyle öldü ve yerini 17 yaşındaki oğlu 3. Balsa’ya (1403-1428) bıraktı. Kendisi genç olduğu için yönetim annesi, aynı zamanda Stefan Lazarevic’in kızkardeşi olan jelena’nın elinde idi. Onun etkisiyle 3. Balsa Ortodoksluğa döndü ve bunu devlet dini yaptı.
Bazı sahil kentlerinin ve özellikle İşkodra’nın Venediklilerin elinde olması, Balsicleri hep rahatsız etmiştir. 1405 yılında buralardaki isyana Karadağ’ın destek vermesi üzerine de yıllarca sürecek savaşlar başlamıştır. Sırp despotluğunun da akraba olan Karadağ hanedanına yardım ile meşgul olması, Ankara savaşından sonra fetret dönemine düşen Osmanlı’yı Balkanlarda rahatlatmıştır. Savaşın ilk yılında Venedik İşkodra gölü etrafında egemenliğini pekiştirdiği gibi, Ulçin, Bar ve Budva’yı ele geçirmiştir. Bunun üzerine iç bölgelere çekilen Balâa, Türklerin de yardımıyla mücadelesini sürdürmüştür. Balsa başarı elde etmeye başlayınca Venedik barışa yanaşmış, görüşmelerde ilke anlaşmasına varılmış, hatta Venedik, Osmanlı sultanına barışın imzalandığı haberini vermiştir. Ancak barış şartlarına iki taraf da uymamış, Jelena’nın Hersek hakimi Sandalj Hranic ile evlenmesinden sonra Bosna Karadağ’ın yeni müttefiki ve koruyucusu olmuştur. 1412 yılında Balsa’nın Bar’ı ele geçirmesiyle Venedik tam barış yapmak zorunda kalmıştır.
150İ BALKANLAR EL KİTABI
1419 yılında Venedikliler hem Macarlar, hem de OsmanlIlar ile sava« BalSa buradaki Venedik arazi ve kentlerine saldırmış, bilhassa İşkodra' şatmıştır. Ancak kısa sürede başarı kazanamayınca ve yeni kaybettiği alamayınca, Venedik diğer iki cepheyi kapatır kapatmaz burası ile Karadağ güçlerini püskürtmüştür. Bunun üzerine Balsa yardım istenie)|^^ Belgrat'a, Stefan Lazarevic’in yanma gitmiş, buradan bir daha dönmemi'^" 1421’de ölmeden kısa bir süre önce ülkesinin idaresini Lazarevic’e bırakm Bu tarih, Balsic hanedanının sonunu noktalar.
Balsa’nm ölüm haberi üzerine Venedikliler saldırıya geçmişler ve DnVa Ulçin ve Bar’ı ele geçirmişlerdir. Gecikmeli hareket eden Lazarevic, Drivasty^ Bar’ı Venediklilerden almayı başarmıştır. Barış görüşmeleriyle kesilen savaşij, sonunda 1423’te Budva da Lazarevic’e geçmiştir. Ancak hem Karadağ, hem ıjj Sırbistan keşmekeş içinde idi ve Sırbistan, Stefan Lazarevic'in 1427'de ölümüyle ve artan Türk baskılarıyla çok zor bir duruma düşmüştür. Karadağ’daki derebey. leri ise, Balsic hanedanının son bulduğu 1421 ile 1446 arasında hem Sırbistan hem de Osmanlı ve Venedik devletleri arasında ayakta kalma ve çıkar sağlama mücadelesi veriyorlardı. Bunlar içinde Zabljak bölgesine hükmeden Stefan Crnojevic öne çıkmaya başlamıştır.
Sırp despotu Stefan Lazarevic’in Osmanlılar karşısındaki zor durumu Karadağ ile ilgilenmesini önledi ve Crnojevicler daha rahat hareket ettiler. Öte yandan Lazarevic ailesi adına Karadağ’ı yöneten Djuradj’m zayıf ve etkisiz kalması üzeri-ne Venedikliler ve Bosna krallığına bağlı (aynı zamanda OsmanlIlara bağlılıkan etmiş olan) Hersek hakimi Stefan Vuksic Koşaca ülkenin önemli kısımları geçirdiler. 1441’de Djuradj Türklerden korkup Dubrovnik üzerinden Ma sığındığında ülke tamamen korumasız kaldı. Bunu kullanan Koşaca, Kara kalbi olan bölgeyi (Yukarı Zeta) ele geçirdi. Bununla yetinmedi; VenedildiJ elindeki sahil şehirlerini almaya çalıştı ama başarılı olamadı. Yine de bugünkü Karadağ arazisinin, Kotor körfezinin güneyinde kalan sahiller hariç tamamına yakını Bosna yönetimine girmiştir. Üstelik Koşaca, Stefan Crnojevic'in oğlunure-hin olarak yanına almıştır. Ertesi yıl sahilin güney ucundaki Bar’ın da Boşnaklar tarafından alınması ve Kosaca’dan korkan Budva’nın Venedik’e teslim olmasıyla Sırp despotluğunun Karadağ’da hemen hemen toprağı kalmamıştır.
Bu şartlarda Venedikliler Zabljak bölgesinin hakimi olan Crnojevic ailesinden Kojcin Crnojevic’i belli bir maaşla Zeta dükü olarak atamışlardır. 1443’te Boşnaklara karşı Karadağ'a yardım eden İşkodra knezi Bar'ı geri almış, KralZ Tvrtko’nun ölümünün ardından Bosna’nın karışması üzerine de Kosaöa kendi ülkesine dönmüş ve taht savaşlarına katılmıştır. Böylece Karadağ nispeten ra hatlamıştır. 1444’te Osmanlı ve Macar devletleri arasındaki anlaşmayla Sırp despotluğunun yeniden kurulması bu rahatlamayı artırmıştır. Sırp komutan Altoman gecikmeden Karadağ’a gelmiş ve despotluğun arazisini yeniden elde
BALKANLAR EL KİTABI 1151
etmeye başlamıştır. Ancak Crnojevicler, Venedikliler tarafından yeni atanan Kojcin’in kardeşi Stefanica’nın şahsında, bu kez Sırplara karşı direnişe geçmişler, despotun ordularını defalarca yenmişlerdir. Fatih’in İstanbul’u kuşattığı günlerde Sırplar başarısız seferlerle Karadağ’da hakimiyet kurmaya çalışıyor, Venedik de kendi himayesindeki Crnojeviclere yardımla meşgul oluyordu. Yalnızca Bosna idaresi, ki bundan daha çok Hersek hakimi Stefan Kosaca’yı anlamak gerekir, ve Arnavut isyancı İskender Bey yaklaşan Türk tehlikesinin farkında idiler ama bir şey yapamamışlardır. 1454’ten itibaren Osmanlı devleti Sırbistan’ın kalan arazisinin fethine başladı. Türklerle Venedikliler arasında kalan Sırp komutan Milos, Karadağ’ın kapısı olan Medun kalesini Türklere teslim etmiştir. Böylece Türkler Karadağ’a adım atmış oldular. Karadağlılar, Hersek Boşnakları, Arnavut isyancılar ve Venediklilerin yardımlarıyla direnişe geçmiştir. Önce Sırbistan (1459), ardından Bosna’nın (1463) tamamen ortadan kalkmasıyla bu direniş daha bir önem kazanmıştır.anadolu kasko sigorta
