anadolu kasko sigorta ve balkanlar bilgiler
İllir kabileleri kültür ve kimliklerini bir derece korumayı başarmışlardı/İmparator Diokletianus'un düzenlemelerinden sonra (297 veyj Karadağ, Prevalis eyaleti içinde kaldı. Burasının idari merkezi İşkodraidjy
imparatorluğun doğu ve batı arasında ikiye ayrılmasıyla Prevalis ı nırları içinde kalmıştır. Hıristiyanlığın Roma devletinde yerleşmesini de yeni dine geçmiş oldu. Roma'nın, dolayısıyla Hıristiyanlığın ikiyeayn^ günümüze kadar ulaşan bir etki yapmış. Balkanların ve tüm Avrupa'nıne> runlu etnik-dini fay hattı Doğu ve Batı Roma sınırından, Karadağ-Hersekı üzerinden geçer olmuştur. Slavlar Balkanlara göçtükten sonra bu bölünmen nen tabi olmuşlar, daha keskin hatlarla devam ettirmişlerdir.
Balkanlara Slav akınları Hun gücünün Orta Avrupa’dan çekilmesindenstı başlamıştır. Bu kanlı akınlarda İllirya'nın iç bölgelerindeki nüfus dağlaravejn hile çekildiği ve Bizans devlet erki bu topraklardan tamamen kalktığı için,SJ' yıllarda, ıssız kalan topraklara Slavlar yerleşmeye başlamıştır. Buyerleşmeı reci 40 yıl kadar sürmüş, İmparator Phokas zamanında (602-610) Ballaş tamamen sahipsiz kaldığı için yerleşim tamamlanmıştır. Nispeten uzakvei şilmez bir yerde bulunan Karadağ’a Slav yerleşimleri iç kesimlere olmakûı son merhalede, 602'de başlamıştır. İllirya’ya yerleşen Slav kitlelerinin bajî jupan denilen yöneticilerin olması, tamamen Avarlar tarafından yönetildi ni, Slavlaşan arazinin aynı zamanda Avar egemenliğinde bulunduğunu göstî Ancak bölgede Avar egemenliği gittikçe belirsizleşmiş, nihayet 790’lıyfc tüm Avrupa’dan tamamen ortadan kalkmıştır.
Karadağ'ın tıpkı Dalmaçya sahilleri ve Arnavutluk gibi kaçan İllir ve Latinlf' sığınağı olduğu açıktır. Slavlar buraya daha sonra sızmışlar, bölge DalmaçjJİ Latin kentleri gibi uzun bir süreçte Slavlaşmıştır. Hatta bugünkü Karadağul» nun Slav kökenleri tartışmalıdır. Fizyonomik olarak alışılmış Slav tipindenj rıdırlar; daha esmer oluşları ile daha çok Akdeniz-Dinar ırkına ait göriinİ Nitekim önemli Karadağ urukları ile Kuzey Arnavutluk’taki İllir-ArnavutİJİ leleri akrabadır; bazı Karadağ uruklarının kökeni doğrudan bunlara çıkart kanının ise Bugünkü Doğu Almanya’dan, Hannover kenti civarından geldi?
inanılır. Neticede, bağımsızlık hareketleri başlamadan, ilk binyılın son çe)0’e-ğinde buradaki Slavlar, İllirlerle gittikçe karışarak, Bizans’a bağlı bir Sklavinia (Bizans yönetimindeki Slavları yönetmek için oluşturulan bölgelere verilen ad) olan Doclea yönetim birimi içinde toplanmışlardır.
Doclea veya Duklja’nm gittikçe artan bir özerklik kazandığı anlaşılıyor. 9. yy’ın ikinci yarısında burası Bizans’a bağlı bir beylik (knezevina, archontia) idi. Burası Arnavutluk sahilindeki Dıraç merkezli oluşturulan Dıraç temasına bağlı idi ve Lyeş, Ulçin, Bar ve Kotor gibi sahil kentlerini de içeriyordu. İsmi ilk bilinen knez Petar idi. Petar’m Hıristiyan olduğu anlaşılıyor; dolayısıyla Karadağlılar Bulgarlardan, belki MakedonyalIlardan önce, ama en geç Bizans imparatoru 1. Basileus zamanında (867-886) Hıristiyan olmuşlardır. Karadağlılar Hıristiyanlığı Latinlerden almışlar, burası Nemanjic hanedanı zamanında Sırp işgaline düşünce de Ortodoksluk yayılmaya başlamıştır.
10. yy’ın ilk yarısında Bulgar devleti, ki artık Hıristiyan ve Slav idi ve Türk özelliği kalmamıştı. Çar sanını alan Simeon zamanında tüm Sırpları idaresi altına almıştır. Simeon’un orduları Karadağ’ın iç bölgelerine de girmiş, ancak buradaki Bulgar egemenliği kısa sürmüştür (924-27). 971 yılında Bulgar devletinin ortadan kaldırılmasıyla Bizans tüm balkanlarda hakimiyet sağlamış, ancak bu geçici olmuştur. 976’dan itibaren MakedonyalI Nikola’nın dört oğlu bir isyan başlatarak batı bölgelerinde Bulgar devletini yeniden kurmuşlardır. Bir süre sonra bunlardan Samuilo yalnız başına kalmış, devletin ismi kendi ismiyle anılmıştır. Bizans’ı kovan Samuilo, ardından fetih hareketlerine de başlamış, Karadağ komşuluğuna kadar tüm Sırp arazisini, Makedonya’yı, Arnavutluk’u, Batı ve Kuzey Bulgaristan’ı ele geçirmiştir. O zaman Karadağ’ı yöneten Jovan Vladimir, Bizans imparatorunu desteklemiş, ancak Samuilo ile savaşında yalnız kalarak esir düşmüştür. Esarette iken Samuilo’nun kızı buna aşık olmuş, o da ikisini evlendirerek Karadağ’a geri göndermiştir.
Karadağ bu şekilde sakin ve barış dolu bir ortam yakalamış, ancak bu uzun sürmemiştir. 1005 yılında Bizans önce Dıraç temasını geri almış, 1014 yılında da Samuilo ölmüştür. Bundan sonraki dört yıl içinde Bizans Samuilo devletinin tüm kalıntılarını ele geçirerek tekrar Tuna ve Sava boylarına dayanmıştır. Karadağ bu dönemde yeni oluşturulan Sırbistan temasına bağlanmıştır.
Ülke 1018-1043 arasında Vladimir’in yeğeni Stefan Vojislav tarafından yönetilmiştir. Balkanlarda yöresel isyanların sürmesi ve Bizans’ın gündeminin yoğun olması bu knezi bağımsızlığı düşünmeye sevk etmiştir. İlk denemesinde başarısız olarak esir düşmüş ve İstanbul’a götürülmüştür. Buradan çabucak kurtulmuş ve 1034 yılında yeni bir isyan başlatmış ve 1041 yılında tamamen bağımsız hale gelmiştir. Hersek (Zahumlja), Sırbistan (Raska) ve Bosna güçlerinin yardımını alan Bizans buraya saldırmakta gecikmemiş, ancak 1042-43 yıllarındaki savaş-
146j BALKANLAR EL KİTABI
larda müttefik güçler Karadağ'da bozguna uğramışlar, Bizans da miç sizliğim resmen kabul etmiştir. Bundan hareket eden kimi Karacj ^ Bizans’ın tanıdığı ilk Güney Slav devletinin Duklja olduğunu söyier^^*' ten sonra kaynaklarda Duklja kelimesinin yerini Zeta almaya başlaı^*^^'’'
Vojislav'dan sonra Karadağ’ın başına geçen Mihailo Bizans'la iyj ye çalışmış, ancak Bizans’la birlik olup kendisine saldıran Slavi^g^^ dan intikam almayı ihmal etmemiştir. Sınırlarını hızla
Sırbistan’ın büyük bir kısmını egemenliğine almıştır. 1077’de Papa Cr. ’ Zeta prensi Mihailo’ya krallık beratı göndermiş, kendisini ‘Michaeli Regi' (Slavların Kralı Mihail) diye tanımıştır. Bundan 12 yıl sonra, İ089.|^ Papa 3. Clement’in buyruldusuyla sahildeki Bar kentinde, Dubrovnik(|jj^' ve Split (Spalatoj başpatrikliklerinin itirazlarına rağmen bir başpiskopj' açılmıştır. Böylece Mihailo (1046-1081) ve onun oğlu Bodin (lOSl-llOijjj, nında Zeta devleti gücünün doruğuna çıkmıştır.
Mihailo, Güney İtalya’ya yerleşen Normanlarla ittifak kurup Bizans'la^ dele ederken, Bodin saf değiştirip Bizans’ın yanına geçmiş, ancak lOSlyılm savaşta 1. Aleksios Komnenos’un güven vermeyen tutumu üzerine cepheyi^ ederek Bizans’ı Normanlarla başbaşa bırakmış, Normanlar da Bizans'ıyej^ Arnavutluk sahilinden Epir, Teselya ve Makedonya içlerine ilerlemişlerdir.Scj Bizans’ın bu zor durumundan faydalanarak hakimiyetini Balkanlara içljj doğru genişletmiştir. Lâkin Normanların atılması ve Dıraç'ın tekrar Bizas eline geçmesinden sonra, Dıraç strategosu (Askeri bir yönetim birimi ol® örgütlenen temaları yöneten BizanslI general. Themastrategos uygula® OsmanlIdaki eyalet-paşa düzenine çok benzemektedir] Karadağ için biiyi^ like haline gelmiştir. Bir savaşta Bodin esir düşmüş, ancak bilinmeyen birjeb kaçıp kurtulmuş, tekrar görkemli devletinin başına geçmiştir.
Aslında Zeta’nın yükselişi Güney Slavlarının Bizans’a karşı kesintisiz!; ğımsızlık mücadelesinin devamından başka bir şey değildir. Bizans yönetic giren Slavlar ilk defa Esperik (Asparukh) Han idaresindeki Bulgar Tiirklerif rafından kurtarılarak 681 yılında kurulan ortak bir devlete katılmışlar, lında bu devletin Bizans tarafından ortadan kaldırılmasını takiben, artıkfc kültürünü ve bağımsızlığı öğrenmiş bulunan MakedonyalI Slavlar ayaklannış:^ Samuilo’nun önderliğinde kısa süreli ama büyük bir devlet kurmuşlardınDuBi Zeta'nm Vojislav'ın son yıllarında Bizans’a başkaldırması, Samuilo devletim' kılması zamanına tekabül eder. Zeta'nm gücünün kırılmasından sonra daBof başkaldıracak ve hem Bizans’a, hem de Macarlara karşı Güney Slav bağın» tutkusunun simgesi olacaktır. Burada ilginç olan, en baştan itibaren Bizansit' bağımsız devletleri yıkmak için hep Sırpları kullanmasıdır. İstanbul için iyil)"* birlikçi olan Sırplar, kendileri bağımsız bir devlet kuruncaya kadar hep Biza'=
, sırasıyla Bulgar, Makedon, Karadağlı ve BosnalIlarla savaşmışları'
Bodin'den sonra Karadağ yeteneksiz yöneticiler ve taht kavgası yüzünden zayıflamış ve eski ihtişamını kaybetmiştir. Bodin'in öldüğü yıl Hırvatistan, Dalmaçya kentleri dahil olarak, Macaristan'a katılmıştır. 12.yy'da tüm Balkanlar Bizans ve Macaristan arasında paylaşılmak üzere iken, ikisinin arasında Bosna ve Sırbistan yükselmeye başlamıştır. Sırbistan’ın genişlemesi daha hızlı ve başarılı olmuştur. Mihailo ve Bodin zamanında Karadağ devleti Sırplara yönetici atarken, daha sonra Ras'taki Sırp knezleri Karadağ’ın iç işlerine karışmaya başlamışlardır. Karadağlı yöneticiler arasında işbirlikçiler bulan Stefan Nemanja, 1186-89 arasında burayı kendi devleti Raska’ya katmıştır. Bu istila sırasında Stefan Nemanja’nın bütün sahil kentlerini yakıp yıktığı, en çok da Latin kiliseleri ile kitapların bundan payını aldığı söylenir. Bu istila sırasında Karadağ halkı zorla Ortodoksluğa döndürülmüş, Bogomiller yok edilmiş, Yunanlılar ülkeden koyulmuştur. Buradaki tarihi tezat, Nemanja’nın babasının Sırbistan’dan kaçıp Karadağ’a sığındığı sırada burada doğmuş ve Katolik olarak vaftiz edilmiş olmasıdır.
Sırp idaresi yerleştikten sonra Nemanja’nın oğlu Vukan Karadağ kralı olmuştur. Ortodokslaştırmanın pek başarılı olmadığı anlaşılıyor ki, kendisi yerel halk tarafından kabul görmek için Katolikliğe dönmüştür. Papa’nın onayından sonra Vukan, 1199 yılında Bar’daki başpiskoposluğu ihya etmiştir. Yine Nemanjalılardan bir Katolik olan Kraliçe Jelena zamanında (1276-13093 Karadağ özerkliğin en üst seviyesine çıkmış, ülkede pek çok manastır yapılmıştır. Karadağ (Slavca 'Crna Gora’, Latin ’Montenegro’) kelimesi ilk onun zamanında zikredilir. İlk zamanlarda Karadağ, Zeta’nın küçük bir bölgesi idi ve Lovcen dağının altındaki dağlık bölgeyi içeriyordu.anadolu kasko sigorta
