anadolu kasko sigorta ve balkanlar bilgimiz
Batıda yapacak birşeyi olmayan Tvrtko, gözünü doğuya çevirdi. Parçalanan ve içinden birkaç krallık çıkaran Sırbistan’dan pay alma niyetindeydi. Krallardan UgljeSa ve kardeşi VukaSin’in 1371’de OsmanlIların önünde yaşadıkların Sırpsmdığı yenilgisinin ardından en güçlü Sırp yönetici haline gelen Lazar ile anlaşarak, hemen komşusu olan Altomanovic ailesinin elde tuttuğu toprak-nızlığını ise Türk yardımına başvurarak çözdü. Çelebi Mehmet'i^ ‘‘’fı liğini sağlamasının ardından, Türk orduları Hrvoje’nin davetiyle g\ Kralın tarafını tutan Hersek hakimi Sandalj Hranic de taraf değiştj°\ ile barıştı. Birleşik Bosna ordusu Türklerin de katılımıyla gerçek] Macar ordusunu Kuzey Bosna'daki Doboj yakınlarında ağır bir yen/^' (1415). Ancak, Balkanların batısının gördüğü en cengaver adamlardf^^'^ Hrvoje ertesi yıl öldü.
Kralın ülkede erki olmadığı için, en büyük adam olan Hrvoje'ninöij^ sonra meydan iki büyük aile Radinovic ve Hraniclerin mücadelesinesa|„,_ Doğu Bosna’daki Radinovicler Türk yardımı ile üstünlük sağladılar; buj manda onların bölgesinin Osmanlı hakimiyetini tanıması anlamına gf|ji Fazla dayanamayan Hersekli Hranicler de 1418'de Türk hakimiyetini(jj! Macar nüfuzu ise isminden başka birşeyi kalmayan krallık makamınayö^ ti. 1418’de Ostoja ölünce yerine oğlu geçti, ancak üç yıl sonra Macarlar^ 2. Tvrtko’yu kral yaptılar. Bu kral 22 yıl boyunca tahtta kaldı isedefcu, istikrar değil, karşılıklı oyunlar içinde denge dönemi olarak görmekgeı^b yandan, Pavle Radinovic’in 1422’de ölmesiyle. Hersek dışında kraliyetd^ güç merkezi kalmamıştır. Bu ise, özellikle Macar yardımı sayesinde sıkılif| keziyet kurulması anlamına geliyordu.
Bu durum hiçbir zaman Bosna’nın güçlenmesi anlamına gelmedi. K,t daha güçlü olan Saldalj Hranic, artık tam bağımsız hareket ediyordu.Üstdi süre sonra Osmanlı bağlısı Sırp kralı Lazar Brankoviç ile Bosna tahtınıaliE nusunda anlaşacaktır. Bunda başarılı olamasalar da, Bosna’nın önemlibirt Lazar’ın denetimine geçmiştir. 2. Tvrtko hem Macar, hem de Türk tarafmıln olarak tanıyor ve ağır vergiler veriyordu. Çareyi ülkesini Venedik'e devretE: gördü, ancak bunun çok geç olduğunu Venedikliler iyi biliyorlardı. Ziraî: 2. Murat artık fermanlarında Bosna’yı kendi mülkü içinde sayıyordu.Ai 1430’larda Foça yakınlarındaki Ustikolina’da ilk camiin yapılması, Türk İslam’ın nüfus olarak da çoktan Bosna’ya yerleştiğini göstermektedir.
Bu dönemde Hersek’i kayıttsız şartsız bir Türk müttefiki olarak göı* Saldalj ölünce yerini yeğeni Stjepan Vukcic almış, o da geleneksel siyasetilf ettirmiştir. Hersek güçleri düzenli olarak Karadağ’a ve sahildeki Venediksıî ne saldırıyorlardı. Sandalj’in esas ülkesinin bugün Müslüman ağırlıklıbiruf sahip olmasında, Türklerle o dönemde yaşanan dostluğun etkisi olsagerf^
1440’ların başında Macar ve Sırpların OsmanlIlara karşı kazandık çük başarılar ve Türk ilerlemesinin hız kesmesi 1443 yılında kralolanSç^ Tomas’ı heveslendirdi ve Türkleri Bosna’dan
Türk ordusunun esas kısmı çekildikten sonra. Papalığın em buraya saldırıp batıdaki Jajce ve doğuda, Drina üzerindeki ZvorniH'^4 dılar. OsmanlIların buna pek aldırış etmediği ve durumu kabulie^^^\^ Yani Macarlara bir sus payı verilmiştir. Bu kentlerden birincisi 1523 1512 yılına kadar Macar idaresinde kalmıştır. Sonuçta 1463 yıh itj|j tamamen ortadan kalkmıştır.
KAYNAKLAR
Andelic, P., Studije o teritorijalno-politickoj organizaciji srednjovjeko^^ Sarajevo, 1982.
Babic, A., Iz istorije srednjovjekovne Bosne, Sarajevo, 1972.
Constantine Porphyrogenitus, De Administrando Imperio, ed. Gy. Moravci ]. H. Jenkins, Washington, 1967.
Ğirkovic, S., Istorija srednjovekovne Bosanske drzave, Beograd, 1964.
Corovic, V., Teritohjalni razvoj bosanske drzave u srednjem veku, Beograd lü
..., Istorja Bosne, I, Beograd, 1940.
Fine, John V. A., The Early Medieval Balkans - A Critical surveyfromtheM the Late Twelfth Century, Ann Arbor, 1983.
Imamovic, E., "Bosanska dinastija Kotromanica", Bosanska srednjovjekomt va i suvremenost (zbornik radova), yay. Halim Mulaibrahimovic,Sar3jj 1996.
Imamovic, M., Historija Bosnjaka, Sarajevo, 1997.
Karatay, O., "Bosna Krallık Soyu Kotromaniclerin Aslı Hakkındaki Tartış®» Bilig, sayı 23 (Güz 2002), s.103-127.
..., "Ortaçağ Bosna Toplumu ve Bogomillik Meselesi Üzerine", Prof.DrJo^
Şeşen Armağanı, haz. E. Uyumaz - S. Kızıltoprak, İstanbul,
Klaic, N., Srednjovjekovna Bosna: Politiöki polozaj Bosanskih vladaradotf<^ krunidbe (1377. g.), Zagreb, 1989.
ANA MATLARIYLA ERKEN DONEM MACAR ORTAÇAĞINA BİR BAKIŞ
Yrd. Doç. Dr. Erdal Çoban Ankara Üniversitesi
Bugün, göçlerinin son durağı olan Karpat ve Tuna Havzasında yaşayan Macarlar, M.Ö. 3-4. binden itibaren Ob'dan Baltık’a uzanan bir sahada bulunan Fin-Ugor dili konuşan kavimlerin arasından çıkmıştır. Ortak anayurtları Ural Dağlarının orta kısmında yer alıyordu. Macar geleneğindeki Magna Hungaria, yani kadim Macaristan Volga boyundaki Başkurdistan’da uzanıyordu. Moğol istilasından önce doğuda kalmış Macarları aramak üzere gönderilen Macar keşişi lulianus yüzyıllar önce Macarlardan ayrılan ve hala Macarca konuşan boy kalıntılarına burada rastlamıştı. Ön-Macarlar Magna Hungaria’daki hayatlarında Karadeniz kuzeyinin sakinleri olan İrani boylara, örneğin Alanlara komşu olmuşlar ve Urallar tarafından güneye inen ve Volga civarına yerleşen Türk boylarıyla da sıkı ilişkiye girmişlerdir. Macarcadaki Bulgar Türkçesi karakteri taşıyan alıntı kelimelerin yanısıra, Macarların yabancı dillerdeki adının (Hungarus, Hongrois, Ungar] Bulgar Türkçesi Onogur adından geliyor olması bu ilişkinin derecesini göstermektedir.
7. yüzyıldan itibaren bu sahanın hakimi artık Hazarlardır ve Macarlar da onlara tabi olarak yaşamaya başlarlar. Bu yüzden Bizans, İslam ve Ermeni kaynakları Macarları da Türk diye adlandırırlar. Muhtemelen daha Magna Hungaria’da iken Fin-Ugor kökenli Nyek ve Megyer, Türkçe kökenli Kürt-Gyarmat, Tarjân, Jenö, Ker, Keszi adlı boylar Türk teşkilatlanma modelince boybirliği halini alır. Hetumoger (Yedi Macar) boybirliğine 9. yüzyıl başında Hazarlardan kopan Kabarlar da dahil olurlar. Sonraki Macar Devleti'nin kurucusu olan Ârpâd hanedanı, 9. yüzyılın ikinci yarısında, doğumu bir efsane şeklinde anlatılan Âlmos tarafından kurulur. Onun oğlu (bÜ3dik) prens Ârpâd (doğ. 845-855-Öİ. yak. 900) hanedana adını verir.
dır. Bu dönemdeki Macarların sayısı (büyük] prensin maiyetindeki 2û(i"^ ve askerlik yapan ve üretimde bulunan unsurların oranına dayanarakiıj' aile, daha doğrusu yaklaşık yarım milyon olarak hesaplanabilir. Macarla ^ verimli toprakları terketmeleri Peçeneklerle olan uzun uzadıya çekişmek gilidir. Macar-Peçenek ilişkilerinin daha doğrusu savaşların yeri, zamanın reyanı hakkında görüşler farklıdır. En yaygın olanına göre PeçeneklerleMaıj. arasında iki savaş olmuştu. Bizans imparatoru VII. Konstantin'in yazdığıCf ministrando imperio'ya (950-955] göre Hazarların yenilgiye uğrattığı lU Peçenekler, Macarlara saldırır ve onları ikiye böler; bir kol Pers ülkesinek diğeri ise Etelköz'e gider. Bu olayın tarihi kesin değildir, 6. yüzyıl ve9,yjk(i son çeyreği arasında çeşitli tarihler öngörülmektedir. Ancak ayrıntılanniEj bildiğimiz savaş 895'de meydana gelmiştir. Uzlar ve Hazarlardan aldıklanj nilgiler sonucunda yurtlarım kaybeden Peçenekler Macarlara saldırır, Deıt nistrando imperio bu olayı 893-894'deki Bulgar-Bizans savaşıyla ilişkileııi: Bulgar hükümdarı Simeon, Bizans müttefiği olan Macarlara karşı Peçenefe anlaşma sağlar ve bu anlaşma sonucunda bunlar Etelköz’e hücum ederlei: Etelköz darbesi Macarların 895’de Karpatlar Havzasına doğru göçetraeleıi; etken unsuru olur.
Yurt İşgali Dönemi
Macar yurt işgalini ve onu izleyen devlet kuruluşunu daha iyi anlayabite için sanıyoruz ki Avar İmparatorluğu’nun son günlerini ve 9. yüzyıl ortasui itibaren Karpat Havzası halklarının yazgısını betimlemek yerinde olur.BiW üzere 791'de Büyük Karl'ın Frank birlikleri Avarlara karşı saldırıya geçerle: kağanın payitahtına dahi girerler. İç çekişmelerle de uğraşan Avarlar FrankİJ daha barışçı bir siyaset izlemeye başlar ve hatta tudun da vaftiz edilir. Zayıfe^ olan imparatorluğa Bulgarlar da kayıtsız kalmamışlar ve 803’te KrumAvai** bir darbe vurmuştur. 822’de Avar kağanı ve maiyeti imparatorluk meclisimi^ dakati konusunda Frankları temin eder. Franklarla olan bu ilişkilerin noktasında yer alan konuların başında hıristiyan misyonu gelir. Mecliste"
yıl sonra Râba'nın güney doğusu Salzburg piskoposluğunun misyon faaliyetine bırakılır. 820’lerden sonra Tuna’nın batı tarafında önemli nüfus hareketleri cereyan eder. Drava yönünden güneyli Slavlar, özellikle Timok nehri vadisinden gelen Timoçanlar içeri sızarlar ve 840’tan sonra bölgenin siyaseti onların eline geçer. Artık bu bölgeye Sclavinia denmesi bir tesadüf eseri değildir. Tuna batısına Karintia adının da verilmesinin arka planında daha ziyade kilise siyaseti yatmaktadır. Conversio Karantanları gerçekte batı Tuna halklarmdandır ve onlar da Slavdır.
Avar siyasi teşkilatı 9. yüzyıl ortasında kesin olarak sona erer, fakat bu Avarların yok olduğu anlamına gelmez. Dilbilimsel veriler de göstermektedir ki, yaklaşık üç kuşak boyunca kademeli bir biçimde Slavlaşmışlardır. Yurt işgal eden Macarlar, en azından Pannonia’da Slavların dışında bu Slavlaşan, belki iki dilli olan nüfusla karşılaşmışlardır. Slavlar arasında hem güney hem batı Slav grupları bulunuyordu. Tuna batısında Avar-Slav nüfusun varlığı bir şekilde belgenebiliyorken Alföid'e yani Macar Ovasına ilişkin olarak sadece hıristiyan Frankların egemenliğini kabul eden Avarların yanısıra ağır yükümlülüklerden kendini kurtarmak isteyen grupların olduğu söylenebilir. Latince soUtudo avaro-rm teriminden Avarlar tarafından iskan edilen Alföld ovasını anlamak gerekiyor. Nagyszentmiklös Hâzinesi de söz konusu olguya tanıklık etmektedir. Yukarı Tisza ve Szamos bölgesinde ve Maros vadisinde 9. yüzyıl ortasında önemli Slav yerleşimleriyle karşılaşıyoruz. Ayrıca Maros vadisinin, Macar yurt işgali sırasında Bulgar egemenliği altında olduğunu söylemek gerekir.
Bu dar özetten yurt işgali döneminde Karpat Havzasında önemli bağımsız bir siyasi teşkilatın varlığından söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Tuna batısı Frank, Kisalföld ve kuzeydoğu kesimleri Moravya Prensliği, Maros vadisi ve Szeremseg Tuna Bulgarlarının egemenliği altında veya egemenlik dairesindedir. Karpat Havzasının halkı ise oldukça karışık bir tablo çizer. Çeşitli Slav grupları, asimile olmuş Avarlar, şehirlerde ve kiliseler etrafında Franklar ve başka halklar bir arada yaşıyordu. Homojen bir yapıdan kesinlikle söz edilemeyeceği ortadadır.
Macarlar, aşağıda ayrıntılı olarak anlatacağımız gibi, Karadeniz’in kuzeyinden batıya doğru akınlar düzenlemişlerdir. Bir görüş, daha bu akınlar zamanında boybirliğinin kimi unsurlarının Karpat Havzasına yerleştiğini ileri sürer.anadolu kasko sigorta
